Image Hosted by ImageShack.us bir demet sosyal mesele - Blogcu



bir demet sosyal mesele

Tanım

inandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanırlar..


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* apolitik
* sabinasabina

Kategoriler


yeni oluşturulan bir bloğ olarak bloğumu içerik ve düzen olarak nasıl buldunuz?
çok iyi
idare eder
normal
vasat
kötü
Click a link to cast your vote
Free Web Page Counters

Avrupanın katliam çetelesi

Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan ülkelerin kendi katliamları belgelerle ortaya konuldu. TBMM’ye getirilecek olan çalışmaya göre, Türkiye’yi en çok eleştiren Fransa’nın “soykırımcı” ülkelerin başında yer aldığı görüldü. Ayrıca sözde Ermeni soykırımını parlamentolarına taşıyan birçok Avrupa ülkesinin tarihinin de soykırımlarla dolu olduğu belgelendi.

FRANSA: Fransa Dışişleri Bakanı Barnier’in geçtiğimiz günlerde Cezayir’den gelen tepkiye karşılık, “Bu konuyu bir komisyon kurarak, tarihçilere bırakalım.” yönündeki açıklaması Türkiye’nin Fransa’ya karşı elini hayli güçlendirdi.

RUSYA: Yalnız Stalin döneminde (1934-1939), milyonlarca insan öldürüldü. Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları ve Yakut Türklerini mecburi göçe maruz bıraktı ve Sibirya’ya sürülen Kırımlılardan 200 000 kişi yollarda öldü veya öldürüldü.

NORVEç: 1920-30’larda Tatar kızları topluca kısırlaştırıldı.

iNGiLTERE: 1788-1938’de Avustralya’da 719 000 siyah derili aborjini yok etti.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlere havadan bomba yağdırdı ve 200 000 kişi öldü.

ALMANYA: 1891 yılında Namibya’da yerel halktan 117 000 kişiyi öldürdü.

1933-1945’lerde Yahudiler ve diğer insanlardan 21 000 000 kişiyi, kurşuna dizerek, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırım yaptı. çingenelerin yüzde 94’ünü kısırlaştırdı.

DANiMARKA: II. Dünya Savaşı’nda sığınan 250 000 Alman mülteciden binlerce çocuk-yetişkin, tifüs, ishal ve çeşitli hastalıklardan öldüler.

G. K. RUM KESiMi: 100 Türk ve 100 ingilizi öldürerek 30 Türk köyü yakıldı. 1963’de 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 000 Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı.

YUNANiSTAN: Batı Trakya bölgesindeki 400 bin Türk hukukî, siyasî, kültürel ve dinî baskılar sonucu bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

BULGARiSTAN: 1970-1989 yıllarında 1 500 000 Türk, Pomak ve çingeneye asimilasyon başlattı. 310 000 Türk’ün isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hıristiyan isimleriyle değiştirildi. 360 000 Türk zorunlu olarak Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı.


Tarih: 13:42, 7/12/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Neden AB?

Benim AB'ye bakış açım şöyle:
Bir insanın yaşamındaki en büyük dileği : mutlu bir hayat sürebilmek...
Devletin ve hükümetlerin görevi : İnsanlarının mutluluğunu sağlamak...
İnsanların mutluluğunun yolu : Öncelikle temel ihtiyaçlarının karşılanması, sonrada yaşam standartların (maddi/manevi) yükselmesi...yani siyaseten ifade edersek, temel olarak; ekonomi, demokrasi, insan hakları ve sosyal adalet konularında iyileşme...
Bu yolda, devlet-birey ilişkisinde, devletin üzerine düşen en önemli görev de; sağlıklı ve adil bir şekilde işleyen yasal altyapının hazırlaması....
Bugünün dünyasında, AB'nin bu konularda ulaşmış olduğu standartlara, marjinallerin dışında pek bir itiraz olmadığını söyleyebiliriz herhalde...
Sorun şu ki: Biz hem devlet hem toplum olarak geçen son 50 (yaklaşık) senede ülkemizin standartlarını belli bir seviyenin üstüne yükseltme konusunda pek bir başarı sağlayamadık...Binlerce sebep sayılabilir... Önemli değil...Hepsi bahane...Süreç ve sonuç ortada...Burdan benim anladığım : Biz toplum olarak kendi iç dinamiklerimizle bu işi beceremiyoruz...Bunun sosyolojik sebepleri nedir, bilmiyorum, ama kimyamız da bir bozukluk olduğu kesin...Toplum olarak bu konularda değişmemiz, hatta dönüşmemiz lazım...Bu noktada "AB üyelik hedefi" belki de elimize geçen en büyük fırsat,dış dinamik...(yanlış anlaşılma olmasın "AB üyeliği" demiyorum,(o ayrı bir konu) "AB üyeliği hedefi" diyorum...) Adamların bizden istediği yasalarımızı ve uygulamalarımızı, kendi standartlarına yükseltmemiz...Bizim de yıllardır istediğimiz bu değil mi...Son 3-5 yılda, 50 yıldır yapılamayan pek çok yasal düzenleme yapıldı... "AB üyeliği hedefi" olmasaydı, bunlar gerçekleşebilirmiydi?..Peki bunlar bu ülke insanı için faydalı mı, değil mi?Tabii ki bu süreçte, AB içinde ki belli kesimlerden, saçma sapan talepler gelmiyor değil...Eeee onlar ne olacak?Bıçağın kemiğe dayandığı noktaya kadar, tribünlere oynamadan, duygusal tepkilerden ziyade, akıllı bir şekilde bu süreci yönetmemiz gerekiyor...Hatta öyleki bu konularda ne boyun eğelim, ne de masadan kalkalım...Bırakalım onlar bize, amiyane tabirle "Hadi git!" desin...Belki, bu bizim toplumda bir "Görürsün sen" motivasyonu! yaratır da, ortak bir akıl oluşturup, 10 yılda alınacak yolu, daha kısa zamanda kendi kendimize alırız!

Bugün kabul etsek de, etmesek de, ekonomik açından dış gelişmelere ve unsurlara fazlasıyla bağlı hassas bir dengede yaşamaktayız..Ab çıpası bu dengenin lehte avantaj sağlayan unsurlarından biri... Bu aşamada, tarafımızdan uygulamaya sokulacak böyle bir kesintiye verilecek tepkinin, ekonomiye olacak etkileri, bu öneriyi yapanlar tarafından değerlendirilmişmidir bilmem, ama 1994 ve 2001 krizlerinden sonra, hangi şartlarla, kimlerle masaya oturmak zorunda kaldığımızı, çok çabuk unutmuş gibiler...Böyle bir krizin tekrarında (ki ekonominiz kendi ayakları üstünde duramadığı takdirde, suni olarak da çıkarılabileceğini gördük) karşısına oturmak zorunda kalacaklarımızın, çok daha ağır talepleriyle, çok daha zayıf bir durumda iken, karşılaşabilecek olmamız benim canımı pek bi sıkıyor...

"BUGÜNE KADAR YAŞADIĞIMIZ GİBİ de yaşayamayız artık, biz daha iyi, daha mutlu "yarın"lar istiyoruz ...bu topluma "dün"leri layık görmenizi de, sürçü lisan olarak değerlendirmek istiyorum..


Tarih: 15:33, 4/12/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

meramımdır..

Blog'a gelen misafirlerime şeker kolonya nevinde bir merhaba ile başlar, büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden sevgi ve saygıyla öperim :-)

 

Eski ilhamlarını belki bir akşam üstü yeniden dönerlerse diye elinde mendil gözünde endişeler cam önünde beklerken, bu sayfayı elimden geldiğince güzelleştirmek, kendimden birşeyler katmak, birilerine belki artılar katmak bu arada kendimdeki eksilerden kurtulmak… (falan filan)

 

 meramımdır yazılanlar.. ne kimseye bir sitem ne de kimseye bir hüzün..

 


 


Tarih: 15:20, 3/12/2006
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

Papa'nın Cahilliği

Papa'nın cahilliği

"Bana Muhammed'in yeni olan ne getirdiğini göster, telkin ettiği inancın kılıçla yayılması emri gibi sadece kötü ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız"
Bu sözleri duyan her inanan gibi bende kınıyorum papa 16. Benediktus'u. bunu sadece bir gaf veya papanın kişisel kininin bir parçası olarak görebilirdik bundan önce Amerika başkanının Haçlı savaşları betimlemesini, Avrupada çıkan peygamberimize hakaret karikatürlerini, Amerikanın ırak'a girmesini, İsrail'in Lübnan'da sivilleri öldürmesini, Amerika dışişleri bakanının ortadoğuda sınırlar değişecek söylevini, Batılı devletlerin yeni ortadoğu projeleri olduğunu duymasaydık, görmeseydik, bilmeseydik eğer.
Medeniyetleri gittikçe kutuplaşmaya götüren bir planın sadece küçük bir parçası olarak nitelendiriyorum, 21. Yüzyıla giren insanlık; artık savaşlardan gerekli dersi almış ve aklın hakim olduğu uzlaşma ve hoşgörünün olduğu, bilime ve sanata daha bi önem veren bir zamanı yaşarken bunu sindiremeyen bağzı odak noktalar tekrar araya nifak tohumları sokmak için ellerinden geleni yapıyorlar. ama tabiki akıl galip gelecek ve çok fazla emellerine ulaşamıyacaklar.
Artık Dünya küçük bir köy haline gelmiş insanlar her milletten insanla rahat iletişim kurabilecekleri düzenekler oluşturulmuş durumda ve politikacıların diğer ülkelere düşmanlık içeren sözleri artık eskisi gibi rağbet bulmuyor. İnsanlar huzuru, refahı ve barış'ı herşeyden çok istiyor ve eskiden olduğu gibi artık cahil değiller ve kolay kolay kanmıyorlar bu kışkırtıcı sözlere.
Dünyanın bu binbir güçlükle oluşturduğu Huzur düzenini; tekrar ortaçağın ve geçtiğimiz yüzyılın Dünya savaşlarına sebep olan kaos ortamına sokmaya hiçbir Ülkenin, hiçbir silah satan şirketin, hiçbir ideolojinin bozamıyacağına inancım sonsuz ama biz yinede Aklı selim düşünmeyi elden bırakmamalıyız ve böyle tahriklere Gerekli ve yakışan tepkileri vermekten öteye geçmemeliyiz çünkü hiçbirimizin daha doğmamış bile olan evlatlarımıza torunlarımıza kaos ortamında savaş ortamında bir dünya miras bırakmaya hakkımız yok kaldıki bu gidişat ileride yokolmuş bir dünya bile olabilir. daha duyarlı bir dünya dileklerimle sizleri selamlıyorum...


Tarih: 15:03, 3/12/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Deportivo'nun Türk bayrağı

Deportivo'nun Türk bayrağı

Hep kendi kendime sormusumdur "Ispanya ligindeki maclari izlerken,
neden bu Deportivo'nun sahasinda hep bir Türk bayragi asili, kale
arkasinda" diye. Sonunda ögrendim ve cok hosuma gitti :

Deportivo, Galesia bolgesinin takimidir, eskiden Türklerin orada yasadigi
rivayet edilir! Deportivo'lu taraftarlar ile Celta Vigo´lu taraftarlar
birbirlerini hic sevmiyorlarmis. Asagi yukari 20 yil önce Celtali'lar bu
nedenle Deportivo'lulara "Türk" demeye baslamislar, ama hakaret anlaminda.


Ama Deportivo'lu taraftarlar bunu hic hakaret diye algilamamislar. Hatta
kendi deyimleri ile "Türk gibi güclü" görünmekten cok hoslanmislar. Iste
bu yüzden her maclarinda en az 1 Türk bayragi aciyorlar. Bir dahaki
baktiginizda dikkat edin, yüzde yüz görürsünüz.

Altta da Deportivo'nun yunan Panathinaikos takimini karsilama görüntüsü var...


Tarih: 14:57, 3/12/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

html> SEÇİM YAPILMAZ